20 Aralık 2008 Cumartesi

Ölüm Allah'ın emri, şu ayrılık olmasaydı...

07.03.2008
Dün gece ne soğuk, ne karanlık, ne diğer askerlerin yaşattığı zorluklar yoktu. Vardı da beni etkilememişti hiç birisi. Bir düşüncenin insan beynine bu kadar hükmetmesine sonradan düşününce şaşacaktım. Akşam saatlerinden sabahın ilk ışıklarına dek aklımda sadece uçağın tekerleklerinin Atatürk Havalimanına değdiği an vardı. Diğer günlerde geçmemek için direnen zaman su gibi akıyordu...
Geceleri Karakol binasından koğuşa giderken, iki binanın tam ortasında, karanlığın içinde hep bir ürperti hissederdim. Etrafımda, üzerinde mağaraların yer aldığı yüksek tepeleri göremez ancak gündüz görünen hallerini zihnimde canlandırır ve hissederdim. Bu yolu (30 - 40 metre) bir gecede en az 9-10 defa gidip gelirdim. (Koğuşu kontrol etmek veya kaçamak dinlenmeler için) Dün gece sanki bu yolda yürümedim. Olmak istediğim yerde yürüyordum. Galata'da, Taksim'de, Moda'da... İnsan zihni isteyince kendisini ne kadar da güzel kandırabiliyormuş meğer.
Sabahın ilk ışıkları belirdiğinde ilk defa hiç uykum gelmeden bir gece geçirdiğimi fark ettim. Gecenin bir iki saatini koğuşta eşyalarımı düzenlemek ve yanıma alacağım çantamı toparlamak için geçirmiştim. Ağrı - İstanbul uçağı saat 11:05'de idi. Bu uçağa yetişebilmem için saat 06:00 civarı Karakoldan (köyden) ayrılmam gerekiyordu. Beni bekleyen meşakkatli bir yolculuk vardı çünkü. Karakol komutanından dün gece izin almıştım zaten görevimi 2 saat erken bırakmak için, köyün iki dolmuşçusundan biri olan İsmail'e de sıkı sıkı tembih etmiştim köydeki öğrencileri ilçeye götürürken beni de alması için.
Saat tam 06:00'da ben hazırdım. İsmail henüz ortalarda görünmüyordu. Nöbetçi Astsubay'ın yanına giderek tekrar teyit ettim görevimi iki saat erken bırakcağımı.
Santral'de gece görev yapan er Mustafa;
- ee Çavuş. Ne diyorsun bu işe. Gidiyorsun izine hadi hayırlı olsun. Boşver her işte bir hayır vardır.
- Biliyor musun Mustafa, gurbet ve özlem yaşanmadan bilinmezmiş be. Dün izne gitmeyeyim diye çırpınırken şimdi gittiğime seviniyorum. demişler ya "Ölüm Allah'ın emri, şu ayrılık olmsaydı..."

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Bende o karakolda senden önce çavuşluk yapmıştım, 315.dönem olarak...

ozan dedi ki...

Çok sevindim. İsmin Can İpek mi? Eğer o isen senden çok bahsettiler.

Adsız dedi ki...

Evet ben canibek msn adresim canibek13@hotmail.com eklersen konuşalım istersen . Eminim konuşacak çok şeyimiz vardır :)