Yüzıldan fazladır devam eden Galatasaray - Fenerbahçe ezeli rekabetinde, bugün akşam bir buluşma daha yaşanacak. Yapılan ilk maçta, rekabetin bu boyutlara ulaşabileceğini, iki takımın da Türkiye'nin en büyükleri arasında yer alacağını o günlerde birisi söylese, kimse inanmazdı herhalde. Bir asırdan fazladır, iki takımın mücadelesinde neler yaşanmıştır neler. Kaç nesil bu rekabete tanıklık etti, kaç kişi bu maçlarla sevindi, üzüldü... Oyuncular, toplar, hakemler, tribünler, zeminler değişti; teknolojik imkanlar günbegün çok daha fazlasını sağladı. Önce fotoğraflandı maçlar, sonra radyolarda anlatılır oldu taraftarlarına. Ardından televizyonlu yıllar başladı. Bant yayınlar, canlı yayınlar, renkli yayınlar, pilot kameralar/ofsayt kameraları, yirmi iki kameralı yayınlar, pierolar, HD yayınlar... Peki ya seyredenler, seyirciler? Onlar da gelişip daha medeni şartlarda, daha çağdaş trübünlerde maç izler oldular mı bu süreçte? Tribünlerimiz Avrupa standartlarına kavuştu mu yoksa elli yıl önceki şartlar mı var hala? Cevabı açık ve ortada, bir milim ilerlemedik. Eskiden betonda ayaktaytık, şimdi plastik koltuklarda ayaktayız. Eskiden de merdivenlere otururduk tribinlerde şimdi de, eskiden de koyun sürüsü gibi girip çıkardık trübünlere şimdi de. Ama haksızlık etmeyelim. Eskiden "Hakem gözüne gözlük" diye bağırırken, çok çeşitlendirdik tezahüratlarımızı. Hatta hatta artık hakemin tüm ailesine atıf var tezahüratlarda.
Duyduklarım ve okuduklarım, bugün artık birer hayal sadece. Yan yana maç izlenen yıllardan, konuk takım taraftarlarının, stadın çok küçük bir bölümünde adete bir kafes içerisinde maç izlediği yıllara geldik. Holiganizmin de her geçen yıl tırmandığını düşünürsek; Galatasaraylılarımız, Galatabahçeli; Fenerbahçelilerimiz, Fenersaraylı olur mu diye düşünmek çok hayalci bir yaklaşım oluyor.
Teknolojinin gelişmesi, futbol pazarının inanılmaz büyümesi, gelişmesi; bazı şeylerin yerinde saymasını, hatta geriye gitmesini engellemedi malesef.
Ne zaman daha aklı selim, daha medeni, daha çağdaş bir ülke oluruz, o zaman bir şeyler değişecektir. Bu ne kadar sürer bilmem ama benim henüz doğmamış, hatta ne zaman doğacağı dahi planlanmamış çocuğum, doğup, büyüyüp beraber maça gideceğimiz yaşa gelene kadar geçecek süreçte, tüm bu olumsuzlukarın düzeleceğine dair hiç umudum yok.
Kim bilir, belki takımlarımız 200. yıllarını kutlarken, torunlarımız tüm bu çirkinlikleri yenmiş olurlar...
-
2 yorum:
eğitim şart mirim eğitim şart, yanlış anlaşılmasın öğretim değil eğitim şart ve aile de başlar.
Doğru
Yorum Gönder