14 Eylül 2010 Salı

Açık Mektup

Öyle fazla söze, lafı dolandırmaya, sakız yapmaya gerek yok:

Entel dantel geçinen, demokrasi çılıkları atarak bir taraflarını yırtan, demokrasiyi sadece halk oyundan ibaret gören ve demokrasi adına "diktatörlüğü" dahi kabul eden sözde aydınlar; (!)

Cehalet ve sefalet içinde yaşarken, din - iman adı altında kolaylıkla kandırlabilen, kaşıkla verip kepçeyle aldığınızda yarabbi şükür diyen, oku(ya)mayan , yaz(a)mayan, bırakın hayat görüşünü, her hangi bir konuda görüşü olmayan, bilerek, isteyerek bu durumda bırakılmış milyonlar;

Menfaati, koltuğu veya konumu için babasını dahi satabilecek, yüreksiz, zavallı sözde sanatçılar, gazeteciler, zenginler;

Ülkemi seviyorum, gerçek demokrasi istiyorum deyip, hemen arkasından "memleketi sen mi kurtaracaksın", "benim oyumla ne olur ki", "bunların hepsi aynı" v.b yüzlerce bahane duyabileceğiniz, sıkıya gelince sıvışan, aslında ülke ve memleket sorunlarıyla ilgilenmeyen hatta bunlardan haberi olmayan, "siyaset ve politika" konusu gündeme geldiğinde oflyan puflayan şikayet eden, konuyu değiştiren aymazlar;

"Oyunu kullanamamasının kendi ihmali olduğunu kabul edip, özür dileyen, özür dilerken yüzü kızaran" bir lideri tabi ki tu kaka ilan edeceksiniz. Aksini beklemem. Bize, BOP eşbaşkanı olduğunu inkar etmeyen, yaptığı her yanlışı bilerek isteyerek yapan, dediğim dedik diyen, ülkeyi dinci, milliyetçi, bölücü diye kutuplaştıran, yürtütmeden sonra yasama ve yargıyı da kendi hükmüne alan dirayetli bir lider lazım... Görmeyen, bilmeyen, duymayan toplum daha fazlasını hak edemez...

Hiç yorum yok: